13 Eylül 2014 Cumartesi

Bu mezarlıkta garip şeyler oluyor!

Mezarlığa defnedilen bir anne ve bebeğinin birbirinden ayrı yapılan mezarları, her seferinde yeniden birleşti.


Bu mezarlıkta garip şeyler oluyor!

3 yaşındaki kızını toprağa veren anne ise 47 yıl sonra mezarı açtığında şok eden bir olayla karşılaştı. İşte 'Issız Cuma' cami mezarlığında yaşanan sır dolu olaylar...

Çanakkale'nin Yenice ilçesine bağlı Seyvan ve Çakıroba köyleri arasında, 1335 yılında yapıldığı tahmin edilen camiye, etrafta başka yapı olmadığı için 'Issız' adı verildi.

Eskiden sadece Cuma namazlarının kılındığı caminin adı, daha sonraları 'Issız Cuma' oldu. Issız Cuma bölgesinde bulunan ve en eski tarihli mezar taşına göre yaklaşık 680 yıllık olduğu sanılan mezarlık ise Seyvan köyü tarafından kullanılıyor. Ancak mezarlıkta yaşanan esrarengiz olaylar, duyanları hayrete düşürüyor. Üstelik olayları, birebir tanık olanlar anlatıyor.

Yenice'nin Seyvan köyü'nde 52 yıl önce bir kız bebek dünyaya getiren Hatice Erkek, doğumun ardından kısa süre sonra hayatını kaybetti. 'Ayşe' adı verilen minik bebek de doğumdan 20 gün sonra hayata gözlerini yumdu. Ayşe bebek, annesinin yanında kazılan bir mezara defnedildi. Birkaç gün sonra ziyarete giden yakınları, iki mezarın birbirine birleştiğini görünce şok oldu.

MEZARLIKLAR TEKRAR BİRLEŞTİ

Mezarları ayıran aile fertleri, bir sonraki ziyarette, mezarların tekrar birleştiğini gördü. Bu olay birkaç kez tekrarlandıktan sonra, yakınları anne ve kızın mezarlarını olduğu şekilde bıraktı. Minik bebeğin süt annesi Emine Ungurlu yaşananları şöyle anlattı; "Aynı zamanlarda benim de bir oğlum olmuştu. Hatice doğumdan bir süre sonra öldü. Küçük kızı Ayşe'yi birkaç kez ben emzirdim. Birkaç gün sonra o da öldü. Öldükten sonra annesinin yanına defnettiler. Ama iki mezar birbirine değiyor. Ayırıyorlar, yine değiyor. Kaç kez ayırdıklarını bilemiyorum. Ama bakın şimdi yine bir aradalar" dedi. Mezarlığı ziyaret edenler de bu ilginç olay karşısında şaşkına dönüyor.

İP ÇÜRÜMEDİ

Seyvan köyünde yaşayan Emine Salı, 1967 yılında, 3 yaşındaki kızını suya düşürdü. Hayatını kaybeden küçük kız, Issız Cuma mezarlığında toprağa verildi. Acılı anne, kızı Hatice'den geriye kalan tek şey olan saç örgüsüne bağladığı boncuğu, bir iple kızının başındaki mezar tahtasına bağladı.

Aile, maddi durumları iyi olmadığı için, aradan geçen sürede kızlarına mezar yaptıramadı. Anne Emine Salı, kızının mezarını yaptırmak için 47 yıl para biriktirdi. Hatice bebeğin mezarı, yeniden yapılmak üzere açıldı. Anne Salı, gördükleri karşısında şaşkına döndü. Kızının mezar tahtasına bağladığı ip ve boncuğun, mezardaki her şey çürümüş olmasına rağmen ilk bağladığı şekilde durduğunu söyleyen Salı, "Bebeğim vefat ettiğinde 4 yaşındaydı.

2 oğlumu ve 1 kızımı gömdüğüm bu mezarlıkta kızımın saç örgüsü bağladığım ipi ile boncuğunu mezarı başındaki mezar tahtasına bağladım. İmkanımız olmadığı için mezarlarını yaptıramadık. Şimdi mezarını yaptırdık. Kızımın 47 yıl önce mezarı başı tahtasına bağladığım ipiyle boncuğunu buldum. Mezar tahtası erimiş bir çomak halini almış ama benim tahtaya bağladığım boncuk ve ip 47 yıl önce bağladığım gibi çürümemiş halde" dedi.(kaynak:sabah)





Mesika'da romantik tatil

Gerçek ismi Melanie Brown olan dağılan müzik grubu Spice Girls’ün Mel B’si eşi Stephen Belafonte ile Meksika tatilinde görüntülendi.

Mesika'da romantik tatil



Eski eşi Eddie Murphy'den iki kız çocuğu ve 2007 yılında evlendiği Stephen’dan bir kızı bulunan 39 yaşındaki Mel B, kusursuz görüntüsüyle ilgi odağı oldu.

Şarkıcı, siyah ve altın renginin hakim olduğu bikinisiyle Meksika sahillerinde güneş ve denizin tadını çıkardı.

Su oyunları oynayan ve oldukça keyifli olduğu gözlenen çift, zaman zaman romantik dakikalar yaşadı.

Fiziğine güvendiği her halinden belli olan Mel B, seksi bikinisini halka küpe ve bileziklerden oluşan aksesuarlarla tamamladı
Mel B'nin Meksika tatili
Mel B'nin Meksika tatili

Mel B'nin Meksika tatili

Meğer ünlü arkadaşları önermiş

Meğer ünlü arkadaşları önermiş



Kim Kardashian ve Kanye West'in kızlarının adını Kuzey anlamına gelen North koyması ve dünyanın en ünlü bebeğinin adının Kuzey Batı anlamına gelen North West olması görünüşe göre tesadüf değil. Kim Kardashian ve Kanye West kızlarının adını basına ilk açıkladıklarında oldukça tepki almıştı. İkilinin ismi sadece dikkat çekmek için seçtiğini iddia edenler oldu. Ancak ABD basınından Buzzfeed'in haberine göre kelime oyunu yapan ismin arkasında Anna Wintour ve Pharrell Williams var. Kardashian'ın açıklamalarına göre Happy adlı şarkısı ile listelerden düşmeyen Pharrell Williams çifte "Bebeğinizin adını gerçekten North mu koyacaksınız? Bence dünyanın en güzel ismi!" dedi. Birkaç hafta sonra da Vogue dergisinin editörü Anna Vintour aynı yorumu yapınca Kardashian ve West kızlarının adının bu olması gerektiğine karar verdi.

Ali Kırca istifa etti

Ali Kırca istifa etti



Sarı-kırmızılı kulübün resmi internet sitesinden yapmış oluğu açıklamada, "Galatasaray Spor Kulübü'nde Medya ve İletişim Direktörü olarak görev yapan Sayın Ali Kırca; kitap çalışmalarına zaman ayırmak amacıyla, kulübümüzdeki görevinden ayrılma arzusunu bildirmiştir. Özellikle, yazın alanındaki yeni projeleriyle ilgili heyecanı, tarafımızdan da anlayışla karşılanmış ve ayrılma isteği üzülerek de olsa kabul edilmiştir. Sayın Kırca, karşılıklı anlayış içerisinde geçen görüşmemizde, gelecekte, Galatasaray'da ne zaman kendisine bir görev düşerse, destek vermekten kaçınmayacağını belirtmiştir.Ali Kırca'ya, sadece profesyonel olarak görev aldığı dönem için değil, onun da öncesinde, uzun yıllar, Galatasaray'a sade bir taraftar olarak verdiği hizmetleri ve değerli katkıları için teşekkür eder, yeni yolculuğunda mutluluk ve başarılar dileriz" ifadelerine yer verildi.

Ali Kırca'nın Başkan Ünal Aysal'a yazdığı mektup şu şekilde;

Sayın Ünal Aysal

Galatasaray Spor Kulübü Başkanı

Çocukluğumdan beri renklerine gönül verdiğim kulübümüze, Başkanlığınız yönetiminde, önemli bir görevde hizmet etme fırsatını buldum.
Öncelikle bana bu onuru taşıma şansını verdiğiniz için şükranlarımı sunarım.

Kulübümüzün yaşadığı zor dönemde, önümüze çıkarılan engelleri aşma ve Galatasaray'ımızın haklarını koruma yolunda verdiğiniz mücadeleye bir nebze katkım olabildiyse bundan büyük mutluluk duyacağım.

Birlikte yaşadığımız bu süreç, hayatımın unutulmaz ve değerli hatıraları arasındaki yerini alacak.

Görev yaptığım dönemde; Galatasaray Televizyonu'nun kadro ve içerik olarak gelişmesi yolundaki çabalarımın, yakın gelecekte sonuç vermesinden de mutluluk duyacağım.

Ayrıca, geçen Divan Toplantısı'nda, önemli projeleriniz arasında saydığınız ve göreve geldiğimden beri her zaman, en büyük hayalim olarak nitelendirdiğim GALATASARAY GAZETESİ'nin bir gün hayata geçirilmesi, burada geçirdiğim zamanın boşa harcanmamış olduğunun en önemli göstergesi olacak.

Sayın Başkan;

Bu süreçte, sadece, zamanının büyük bölümünü, Galatasaray'ın sorunlarının aşılmasına ve başarılarına adamış bir Başkan'ın çabalarına tanıklık etmedim. Aynı zamanda çok iyi ve güvenilir bir dost kazandığıma inanıyorum. Bu da en büyük kişisel kazanımlarımdan biri olmuştur.
Başkanlık yaptığınız dönem içerisinde Galatasaray'ın kazandığı ulusal ve uluslararası başarıları burada saymama gerek yok... Bundan sonra, sade bir Galatasaray taraftarı olarak, geçmişte kazanılan başarılar için teşekkürlerimi ve gelecekte kazandıracağınız başarılar için de samimi dileklerimi iletmek isterim.

Altı aya yaklaşan ortak çalışma sürecinin sonunda, sizinle daha önce sözlü olarak da paylaştığım nedenlerle, görevden affımın kabulünü rica ediyorum. Yazın alanında gerçekten heyecanlı bir döneme girdiğim bu günlerde, benim için bu yeni yolculuğun ve kitap dünyasındaki yeni maceramın heyecanını ve ayrılma isteğimi anlayışla karşılayacağınıza inanıyorum.

Bu vesileyle, gerek Galatasaray'da gerekse iş yaşamınızda başarılarınızın devamı temennisiyle, size ve ailenize sağlıklı ve mutlu bir ömür diler, saygılarımı sunarım.cumhuriyet.com.tr


Turgut Özal'ın ölümünde gizli tanık şoku

Turgut Özal’ın ölümü soruşturmasında şüpheli olduğu ve dinlendiği ortaya çıkan Semra Özal “Eşim 21 sene önce öldü. Bunları yapan insanlar her gün bir daha öldürüyorlar onu da beni de” dedi. Ahmet Özal ise “Eğer bizi dinlemişlerse ne buldularsa ortaya çıkarsınlar” diye konuştu.

Turgut Özal'ın ölümünde gizli tanık şoku

CUMHURBAŞKANI Turgut Özal’ın ölümüyle ilgili soruşturma kapsamında ‘Ekonomik çıkar sağlamak amacıyla örgüt kurmak, örgüt faaliyeti kapsamında kasten adam öldürmek’ suçlamasıyla ‘şüpheli’ olarak haklarında 19 kez dinleme kararı alınmasına Semra Özal ve Ahmet Özal tepki gösterdi. Semra Özal, oğlu Ahmet Özal aracılığıyla Hürriyet’e “Benim eşim 21 sene önce öldü. Bunları yapan insanlar her gün bir daha öldürüyorlar onu da beni de” açıklamasını yaptı.

Hürriyet’e konuşan Ahmet Özal ise “Kafayı yer adam böyle saçmalıkları duyunca, adamı delirtecekler ya. Menfaat için cumhurbaşkanı öldürmek için salak olmak lazım, ne geri zekâlı çeteymiş bu. Sonunda Atatürk’ü de ben öldürdüm diye çıkarım herhalde ortaya. Kafayı yemiş bunlar, yasal yollara başvuracağım” dedi. Özal, şunları söyledi:

''GİZLİ TANIKLA OLMAZ''

“İnsanın dili tutuluyor, ne diyeceğini şaşırıyor. Rahmetli babam öldüğünden itibaren 20 yıldır biz bu işle uğraşıyoruz, öldürüldüğüne inandığımız için. Sonuçta nereye geldik, Türkiye’de şu adaletin durumuna bakın. Eğer bizi dinlemişlerse, anlamıyorum ama ne buldularsa ortaya çıkarsınlar. Müşteki olarak bizi çağırdıklarında Levent Ersöz değil ama avukatı oradaydı, avukat gizli tanıktan ötürü dava açılmasına itiraz ettiğinde ben de kendisini haklı bulduğumu söyledim, ‘Gizli tanıkla falan bu işler olmaz, kimse açıklansın’ dedim. Türkiye bu gizli tanık olaylarından büyük sıkıntılar çekti. İşte Ergenekon’da, son polislerle ilgili olayda bir sürü insan içeri atıldı, görüyorum ki şimdi bu insanların çoğu boşuna içeri atılmış. Türkiye’de adalet bu. Geri dönüp düşünüyorum da içeri giren, senelerce yatan bir sürü insan var, hepsi gizli tanık falan saçma sapan.

''ADLİ TIPÇILARA TEHDİT''

Ben şunu çok merak ediyorum, mahkemede de savcılıkta da söylediğim şuydu: Rahmetli babamın ölümüyle ilgili mutlaka ve mutlaka 1987 suikastinin dosyaları açılsın, o dosyalar kozmik odalarda mutlaka vardır, bunlar incelenmeden bu olayı çözemezsiniz. Ama kimse bunları açmıyor. Sonra bize şüpheli sıfatı koyuyorlar. Savcı bey bunları yazdıysa şunları sormak isterim: Niye araştırmıyorlar? Babam mezardan çıkarıldığında adli tıpta otopsiyi yapanların ölümle tehdit edildiğini, hatta bunların savcıya da ifade verdiğini duydum, doğru mu değil mi? Niye bunlar hiçbir yerde yok, o örgüt neredeymiş?”

Dinlenen kişiler dava açabilir

ANKARA Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza Hukuku Öğretim Üyesi Doçent Devrim Güngör, gizli tanık ifadesiyle makul şüphe olmadan kişilerin özel hayatına müdahale şeklinde telefon dinlemeye başvurularak soruşturma yapılamayacağını, bunun hukuka aykırı olduğunu ve suç teşkil ettiğini söyledi. Güngör, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın takipsizlik kararında adları yer alan 54 kişi ile Özal Ailesi’nin suç duyurusunda bulunup tazminat davası açabileceklerini belirtti.

Soruşturulmayan kalmamış

MERHUM Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın öldürülmesiyle ilgili dosyada ‘şüpheli’ olarak soruşturulan ancak haklarında 5 Mart 2014’te ‘kovuşturmaya yer olmadığına’ karar verilen, aralarında kızı Zeynep Özal ve gelini Elvan Özal’ın da bulunduğu 54 isim ve görevleri şöyle:

Askerler: Dönemin Genelkurmay 2’nci Başkanı Orgeneral Fikret Küpeli, Özal’ın Başyaveri Albay Aslan Güner (Daha sonra Orgeneral oldu), Askeri Savcı Ülkü Coşkun, Kıdemli Albay Ferit Sucuka, Özal vefat ettiğinde nöbetçi olan yaveri Remzi Karaca.

Doktorlar: Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Yüksel Bozer, Coşkun Çankaya, Cumhur Özkuyumcu, Prof. Dr. Mehmet Kemal Erdem, Prof. Dr. Ayşe Gülşen Hasçelik, Prof. Dr. Hilmi Özkutlu, İbrahim Ünsal, Özcan Beşlioğlu, Nilgün Aslan, Prof. Dr. Mehmet Ali Oto, Prof. Dr. İlhan Paşaoğlu, Hafize Hikmet Sevil Atasoy Ekinci, Metin Demircin, Prof. Dr. Süleyman Sırrı Kes, Prof. Dr. Kubilay Varlı.
Köşk görevlileri: Turgut Özal’ın Koruma Müdürü Musa Öztürk, Semra Özal’ın koruması Murat Asım Eşenol, Köşk görevlileri Aynur Yünay, Özcan Sönmez.

İşadamları: Kemal Horzum, Selahattin Sönmez, Tekin Coşkuner, Bülent Manav.

Aile üyeleri: Özal’ın kızı Şerife Zeynep Özal, gelini Ayşe Elvan Özal (Ahmet Özal’ın eşi).

Bürokratlar: Osman Arslan, Harun Çilsal.

Süreçteki isimler: Özal’ın avukatı Bilgin Yazıcıoğlu, dönemin Başbakanlık Müsteşarı Ahmet Kemal Selçuk, Özal’ın Özel Kalem Müdürü Feyzi İşbaşaran’ın eşi Süreyya İşbaşaran, eski Cumhurbaşkanlığı İdari ve Mali İşler Daire Başkanı Gülizar Temel, Turgut Özal’ın kaldırıldığı Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’nde kanını alan ve Ahmet Özal’ın ‘evinde ölü bulunduğunu’ söylediği ancak sonradan yaşadığı ortaya çıkan hemşire Dilber Karabulut, Özal’ın kan örneğini çöpe attığı öne sürülen teknisyen Sevgi Gümüş, ambulansın şoförü Ali Ören.

Diğerleri: Kasım Aras, Necdet Güler, Selma Zübeyde Atılgan, Hatice Acar, Kaya Erol, Abdullah Doğancı, Ece Kayım, Erol Kayım, Ali Rıza Kök, Murat Abdülkadir Göncüler, Rafet Demirel, Sadık Demirel, Muzaffer Özdemir, Necla Cumhur, Celal Çelik Taşar.

Dünyanın en uzun köpeği hayatını kaybetti

Burnundan kuyruğuna iki metre 13 santimetrelik uzunluğuyla 2013′te Guiness Rekorlar Kitabına giren Zeus adlı köpek, beş yaşında hayatını kaybetti.

Dünyanın en uzun köpeği hayatını kaybetti



Dünyanın Yaşayan En Uzun Köpeği unvanlı Danua cinsi köpek, 6′ıncı doğum gününe iki hafta kala hayata gözlerini yumdu. Bu cins köpeklerin ortalama ömürlerinin 6 ila 8 yıl arası olduğu belirtildi.




Zeus’u sekiz aylıkken evlerine alan Kevin Doorlag, çok üzüntülü olduklarını ve aşık oldukları köpeklerinin etrafındaki insanları her zaman gülümsetmeyi başardığını söyledi.

Doorlag, Zeus’la ilgili en çok karşılaştıkları sorunun “Bu bir köpek mi, yoksa at mı?”olduğunu söyleyen Doorlag, köpekleri için Facebook’ta kurdukları sayfadan aldığı mesajlar karşısında da çok duygulandıklarını belirtti. (Diken)

Meryem Uzerli'nin yeni dizisi belli oldu

Güzel oyuncu Meryem Uzerli'nin merakla beklenen yeni dizisi belli oldu. Bir süredir bebeği ile ilgilenen oyuncu ekranlara geri dönme kararı aldı. İşte Meryem Uzerli'nin yeni dizisinden detaylar...

Meryem Uzerli'nin yeni dizisi belli oldu

Meryem Uzerli’nin yeni sezonda hangi dizide oynayacağı belli oldu. Güzel oyuncu Dubaili MBC kanalının yüzde 51'ine sahip olduğu Saner Ayar’ın O3 şirketiyle anlaştı. Önümüzdeki günlerde Dubai’de imza atacak olan Meryem Uzerli’nin yeni dizisinde İstanbul’da modern bir aşk işlenecek.

Cengiz Semercioğlu, Meryem Uzerli’nin anlaşmasının detaylarını yazdı.

İşte o yazı;

Meryem Uzerli’nin Dubaili MBC kanalının yüzde 51’ine sahip olduğunu, Saner Ayar’ın O3 şirketiyle anlaştığını yazmıştım daha önce.

Arap-Türk sermayesinin ikinci işi olacak Meryem’in çekeceği dizi.

İlki Özcan Deniz’in star’da bu ay içinde başlayacak dizisi.

Arap yatırımcılar, Meryem Uzerli’yle yaptıkları anlaşmayı da büyük bir şova dönüştürmeye karar verdiler.

Bu ay sonunda Meryem’i Dubai’de ağırlayacaklar ve tüm dünya basının önünde görkemli bir imza töreni düzenleyecekler.

Bu törene Türk gazetecilerin dışında Türk dizilerinin ilgi gördüğü Balkanlar’dan, Rusya’dan, LatinAmerika’dan ve Arap dünyasından gazeteciler de davet edilecek.

300’e yakın basın ordusunun davet edilmesi planlanıyor…

Ve o törende Meryem Uzerli, 42 bölüm garanti olmak üzere yeni dizisinin imzasını atacak.

Tarihini denk düşürürsek ben de imza töreninde olacağım.
Bu bir tarihi imza…

Çünkü bu imza sonrasında televizyon sektöründe Arap-Türk ortak yatırımları büyük hız kazanacak.

Peki Meryem’in dizisinin konusu ne olacak?

Şu kadarcık bir ipucu vereyim; İstanbul’un müthiş manzarasının fon oluşturduğu bir modern zaman aşkı…(kaynak:medyafaresi)

24 yaşında beyinciği olmadığını öğrendi

Çin'de baş ağrısı ve mide bulantısı şikayetiyle hastaneye giden 24 yaşındaki kadının röntgeninde beyinciğinin olmadığı anlaşıldı. Doktorlar, genç kadının nasıl normal bir şekilde hayatını sürdürdüğünü anlamak için daha fazla araştırma yapılacağını belirtti.

24 yaşında beyinciği olmadığını öğrendi

Çin'in Şandong eyaletinde yaşayan genç bir kadın, baş ağrısı ve mide bulantısı şikayetiyle gittiği hastanede doğuştan beyinciğinin olmadığını öğrendi. 24 yaşındaki kadın, doktorlara ömrü boyunca düz yürümekte zorlandığını söylerken, annesi de kızının 6 yaşında anlaşılır bir şekilde konuşmaya başlayabildiğini, yürümeyi ise ancak 7 yaşında öğrendiğini belirtti.

Doktorlar CAT taraması gerçekleştirdikten sonra beyinciğin olması gereken kısmın tamamen boş olduğunu ve söz konusu bölgenin beyni darbelere ve hastalıklara karşı koruyan serebrospinal sıvısıyla dolu olduğunu gördü.

Beynin iki yarısının altında yer alan beyincik, beyinin sadece yüzde 10'unu temsil etse de, toplam sinir hücrelerinin yüzde 50'sini barındırıyor. Tıp dünyasında belli sebeplerden beyninin yarısı alınan ve sağlıklı bir şekilde yaşamını sürdüren insanlar bilinse de, Çinli kadın beyinciği olmadan yaşayan sadece dokuz insandan biri olma özelliğine sahip. Çinli doktorlar, beyincik olmadan yetişkin hayatın nasıl sürdürüldüğüne dair bilgileri olmadığını, çünkü bu insanların genç yaşta öldüklerini ve eksikliğin otopside ortaya çıktığını belirtti.

Genel motor yeteneklerin ve konuşmanın öğrenilmesiyle ilişkili olan beyincik, aynı zamanda denge ve hareketi de kontrol ediyor. Beyinciğin eksikliği birçok zihinsel hastalığa, epilepsiye ve beyin sıvısı oranında bozukluğa yol açabiliyor. Çinli doktorlar ise genç kadının yürüme ve konuşmasında fazla bozukluk olmadığını ve yaşadığı rahatsızlıkların beklenenin altında olduğunu belirtti.

New Scientist sitesine açıklama yapan Belçika'nın Free Üniversitesi'nden Mario Manto, "Bu tür nadir vakalar beyin devrelerinin nasıl çalıştığını ve beynin eksiklikleri nasıl dengelediğini öğrenmek adına önemli" ifadesini kullandı. Doktorlar, genç kadında eksik olan beyinciğin fonksiyonlarını beyin zarının üstlenmiş olabileceğini düşünüyor.Kaynak: Al Jazeera

İnstagram'ın en zengini tutuklandı

“Instagram’ın en zengin çocuğu” lakaplı Param Sharma, Craigslist’te çalıntı iPhone satınca tutuklandı. Sharma, Instagram’da paylaştığı ve lüks içindeki yaşamını gösteren fotoğraflarla tanınıyor.

İnstagram'ın en zengini tutuklandı

Daily Mail’in haberine göre, California’da yaşayan Sharma, 90 gün hapis cezası aldı. Olayın şaşırtıcı yönü ise, fotoğraflarında zenginliğini ön plana çıkaran çocuğun 30 bin dolarlık kefaletini ödeyememesi oldu. Sharma ve avukatı Andrew Shalaby, telefonun Sharma’nın bir arkadaşına ait olduğunu iddia etti.

12 Eylül 2014 Cuma

Saç boyasının kalıcılığını artırmak için 5 ipucu

Saçınızı boyatıyorsunuz ama kısa zamanda akıyor mu? İşte size bu sorunu ortadan kaldırıp boyanın saçınızda uzun süre kalmasını sağlayabilmeniz için birkaç ipucu...


Saç boyasının kalıcılığını artırmak için 5 ipucu
















Saç boyama eylemi kimimiz için beyazları kapatmak kimimiz içinse olduğumuzdan daha farklı bir görünüm elde etmek için olmazsa olmaz. Her ne amaçla boya yapılırsa yapılsın, kalıcı olması herkesin en büyük derdi.
İşte, saç boyasının ömrünü uzatmak için 5 taktik...
- Profesyonel saç boyası: İster kuaförde boyatın saçınızı isterseniz evde kendiniz boyayın, profesyonel saç boyası kullanmaya özen gösterin. Biraz daha fazla para verirsiniz ama boya saçınızda daha uzun süre kalacağı için buna değer!
- Saç bakımı: Saçınızı boyatmadan bir hafta önce saçınıza derin saç bakımı uygulayın. Bu, saçınızın boyayı almasına ve saçlarınızın kimyasallardan korunmasına yardım eder.
- Birkaç gün saçı yıkamamak: Ne kadar dayanabilirsiniz bilinmez ama boyatmadan en az üç gün önce ve boyattıktan sonra birkaç gün sonrasına kadar saçı yıkamamak, boyanın kalıcılığını artırır. Yağlı saçlar sizi rahatsız edebilir ama sonucun buna değdiğini göreceksiniz! Kafa derisindeki yağ, saçın boyayı almasına yardım ederken, boya sonrası yıkamadan beklemek ise saçın boyayı iyice emmesi için ona zaman tanımak anlamına gelir.
- Boyalı saçlar için şampuan: Şampuan ve saç kremi seçerken bunların boyalı saçlar için özel olarak üretilenlerini seçin. Biraz fazla para ödemeniz gerekebilir ama buna değdiğini göreceksiniz!
- Gün aşırı şampuan: Şampuan, boyanın saçınızdan akmasına yol açar. Dolayısıyla saçlarınızı gün aşırı şampuanlamamaya çalışın. Aynı zamanda duş alırken sıcak su kullanmamaya da özen gösterin.(kadınvekadın)

Selülit tipine göre diyet

Selülit tipinizi bilmeden yaptığınız diyetlerin hiçbiri selülitlerden kurtulmanıza yardımcı olmuyor. Selülit tipinizi öğrenin ve ona göre diyet veya bir tedavi yöntemi uygulayın.


Selülit tipine göre diyet

Her cins selülite diyet uygulamanın çok sakıncalı ve faydasız olduğunu belirten uzmanlar, üç selülit tipini tanımladı ve kurtulma yollarını açıkladı... Kadınların selülitlerini tanımadan tedavi etmeye çalıştıklarını açıklayan Londra'nın önde gelen kliniklerinden Radical Beauty Medical doktorları şöyle konuştu: "Önce selülitin tipi bilinmeli; tedavi ardından gelmelidir. Kadınlar, her cins selülite diyet uyguluyor. Ancak bu diyetlerin hiçbir faydası olmuyor."
Sizinki hangi tip

Ne tür selülite sahip olduğunuzu bulmak için aşağıdaki sorulari "evet" veya "hayır" diye cevaplandırın...

1. tip selülit

- Kilo fazlanız var mı?

- Kilo probleminiz her zaman var mıydı?

- Selülitiniz yumuşak, kaygan ve koyu bir muhallebi görünümünde mi?

- Kolayca parmaklarınızın arasında sıkıştırabiliyor musunuz?

- Selülitiniz vücudunuzun alt ve üst kısımlarına eşit dağılmış durumda mı?

- Stresli biri misiniz?

2. tip selülit

- Bacaklarınız kalın, şiş ve varisli mi?

- Kramp giriyor mu?

- Reglinizden önce şişkinlik hissediyor musunuz?

- Yazın ayaklarınız daha fazla mı şişiyor?

- Bacaklarınız, ayak bilekleriniz ve baldırlarınız kalın mı?

- Vücudunuzun alt kısmı, üstüne nazaran daha sıkı ve soğuk mu?

- Parmağınızı baldırınıza bastırınca deri çöküyor ve bir süre öyle mi kalıyor?
3. tip selülit

- Selülitleriniz sert mi, bastırınca acıyor mu?

- Daha çok baldırlarınızda ve dizlerinizin arka kısmında toplanmış vaziyette mi?

- Deriniz beyaz, kuru ve hassas mı?

- Zayıfladığınızda üst kısmınızdan mı kilo veriyorsunuz?

- Uzun zamandır var olan selülitlerinizden ne yaparsanız yapın kurtulamıyor musunuz?

- Selülitlerinizin görünümü ayın muayyen günlerine göre değişmiyor mu?

- Hareketli bir insan mısınız?

Değerlendirme

Olumlu cevaplarınızın çoğu 1. tipe aitse selülitleriniz 'yağlı', 2. tipe aitse 'süzme', 3. tipe aitse 'lifli' cins.

İşte tedavi

1. tipin tedavisi

Diyetle geçecek tek selülit tipi bu... Diyet ile vücudunuzda insülin salgılanmasının düzenlenmesi gerekiyor.

Kahvaltı: Yağsız çökelek, 1 yumurta, katı peynir, tavuk eti, kepekli ekmek.

Sabah 10 ve akşam 5: Aç olmasanız da kahve veya çay ve kahvaltı listesinden bir çeşit yiyecek.

Öğle ve akşam yemeği: Karışık salata veya patatessiz bir çorba… Yağsız et, tavuk, balık, kahvaltıda yenmemişse yumurta, yeşil sebze yenilebilir. Sabah kahvaltısı listesinden 1 çeşit ya da muhallebi. 1 dilim kepek ekmeği veya sadece haftada 1 kere az pilav, mercimek, haşlanmış patates yiyebilirsiniz.



Tavsiyeler: Kızarmış ve beyaz şekerli besinlerden uzak durun. Spor yapın, özellikle uzun ve hızlı yürüyüş.

Aşağıdaki mineralleri bol bol almaya özen gösterin:

Çinko: Deniz ürünleri, süt, sarımsak, bezelye…

Bakır: Tavuk, yumurta, kabuklu deniz mahsulleri, mantar, pırasa, sarımsak, bezelye, limon, armut, avokado…

Selenyum: Et, balık, yumurta, ıspanak, mantar, pırasa.

C Vitamini: Maydanoz, kivi, portakal, limon, çilek.

E vitamini: Kırmızıbiber, lahana, rezene.
2. tipin tedavisi

En çok görülen selülit tipi. Temel bir lenf ve kan dolaşımı sisteminden kaynaklanıyor. Bacaklarda kramplar, örümcek ağı gibi kılcal damarlar, morartılar görülüyor. Vücut sürekli su topluyor. Stres ve hormon değişiklikleri, durumu daha da kötüleştiriyor.

Beslenme: Selülitlerden kurtulmak için diyet yapmayın; faydası olmaz. Az tuz ve az şekerli maddeler yiyin. Bol bol üzüm, portakal, greyfurt, karnabahar yiyin, C ve E vitamini alın. Azar azar, bol su için.



Spor: Yürüyüş, yüzme, golf ve bisiklet gibi sporlar yapın ama tenis ve hızlı aerobik yapmayın.

Tedavi: Lenflerin boşaltılması, bitki özleriyle tedavi, masaj ve kremlerle kan dolaşımını düzeltilmesi, mezoterapi, hormonların kontrol edilmesi ve düzenlenmesi.

Tavsiyeler: Çorapla ve yüksek ökçeli ayakkabı giymeyin, bacak bacak üzerine atmayın, alkol ve sigaradan uzak durun.
3. tipin tedavisi

Çok kilolu değilseniz diyet yapmanın yararı olmaz.

Beslenme: Vücudunuza bol miktarda amino asit, kolajen ve yeni deri altı lifleri sağlayacak protein gerekli. Et, balık ve tavuk yiyin. C ve E vitaminleri, karoten, çinko ve selenyum alın. Her gün bol bol su için. Deri ve kaslarınızı kuvvetlendirecek her tür sporu yapın.

Tedavi: Uzmanların hazırlayacağı özel mezoterapi kokteyli, özel kremli masaj.
(kadınvekadın)

Renkli kurabiyeler

Renkli kurabiyeler
Gelen misafirlerinize hem görsellik hem de lezzet açısından bir şölen hazırlayın.

Malzemeler

250 gram margarin
1 adet yumurta
2 çay bardağı pudra şekeri
1 çay bardağı zeytinyağı
1 paket vanilya
150 gram file badem
1 tutam pembe ve yeşil gıda boyası

Nasıl yapılır

Malzemelerin hepsini bir kapta karıştırın, özleşene dek yoğurun. Hamuru bir cm kalınlığında açın. Değişik şekilli kalıplar yardımıyla kesin. Hafifçe yağlanmış fırın tepsisine dizin. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 5 dakika pişirin. Servis yapın.(kadınvekadın)
Afiyet olsun...

Ameliyatla nasıl kadın olduğunu anlatacak

Yıllarca hem kadın hem de erkek kıyafetleri ile podyuma çıkan Bosna Hersek doğumlu Avustralyalı erkek model Andrej Pejic, ameliyatla kadın olup Andreja adını aldıktan sonra hayatının nasıl değiştiğini anlatan bir film çekmek istediğini açıkladı.

Ameliyatla nasıl kadın olduğunu anlatacak

Cinsiyet değiştirme ameliyatından önce androjen görüntüsüyle moda dünyasında büyük beğeni toplayan ve birçok uluslararası dergiye kapak olan 23 yaşındaki Pejic, hayallerindeki filmi çekebilmek için Kickstarter isimli internet sitesinde bağış toplamaya başladı. Bir ay içinde 200 bin dolar toplayıp filmin çekimlerine hemen başlamayı hayal ettiğini söyleyen genç model, kampanyayla ilgili yaptığı açıklamada, “Menajerler asla cinsiyet değiştirmememi çünkü ameliyat olursam tüm özelliğimi kaybedeceğimi söylüyorlardı. Ama ben küçüklüğümden beri bir kadın olmayı hayal ettim. Hatta bu benim en büyük hayalimdi” dedi.Bosna Hersek'in Tuzla kentinde doğan Pejic, 2011 yılında New York Magazine’e kapak olmuş ve dergi Pejic’i “Dünyanın en güzel erkeği” olarak tanımlamıştı.

Küçük yıldızdan şok sözler!

Küçük yıldızdan şok sözler!

Güzel Köylü dizisi ile üne kavuşan ünlü oyuncu yaşı küçük olmasına rağmen Türkiye ile ilgili şok açıklamalarda bulundu.

Açıklamaları yapan Su Kutlu Türkiye ile ilgili şok sözler sarf etti. Özellikle yaşamının çoğunda Türkiye'de geçirmeyeceğini belirten yetenekli oyuncu çocuklarını da başka bir ülkede yetiştirmeyeceğini ifade etti.

“Hayatıma kesinlikle Türkiye’de devam etmeyi düşünmüyorum. 35’inden sonra kendimi yurt dışında görüyorum. Daha medeni bir yerde yaşamayı düşünüyorum. Çocuklarımı Türkiye’de mi büyüteceğim...”

Güzel Köylü dizisinin oyuncusu Su Kutlu’nun söyledikleri aslında Beyaz Türkler’in özellikle son iki seçim mağlubiyetinden sonra sıkça dile getirdikleri bir şey...

Yüksek sesle söylemeseler de özellikle kendini yenilmiş hissedenlerin son dönemde konuştukları şey hep aynı: Yurt dışında ev almak... Bir ayağının yurt dışında olması...Ülkeyi yönetenlerin yapması gereken en önemli şey, Su Kutlu gibi düşünen geniş kitlelerin üzerindeki bu kara kış iklimini dağıtmak...


Ünlü casusun çizdiği harita 100 bin sterline satışta

Birinci Dünya Savaşı’nda Arap topraklarını Osmanlıdan koparmak için Arapları Osmanlıya karşı kışkırtan Arabistanlı Lawrence adlı ünlü İngiliz casusunun kendi elleriyle çizdiği bölge haritası 100 bin sterline (yaklaşık 350 bin TL) satışa çıkarıldı.



Sotheby’s müzayede şirketi tarafından önümüzdeki ay Londra’da satışa çıkarılacak olan ve sararmış bir kağıt üzerine bizzat Lawrence tarafından çizilen harita, Arap ayaklanması sırasında ünlü casusun liderliğindeki Arap birliklerinin Hicaz demiryoluna kadar izlediği Sirhan Vadisi rotasını gösteriyor.

Osmanlı İmparatorluğu’na karşı düzenlenen bu ayaklanma sonucunda Arap birlikleri 1917’de Kızıldeniz’deki Akabe limanını ele geçirmişti.(DHA)

Kendisine saldıran ayıyı boğdu

Tunceli'de ayının saldırısına uğrayan 22 yaşındaki Mehmet Erdoğan, boğazına soktuğu koluyla ayıyı nefessiz bırakarak kurtulmayı başardı.

Merkeze bağlı Hengirvan Yaylası'nda ailesiyle birlikte yaşayan Mehmet Erdoğan, önceki gün yayladan şehre gitmek üzere yola çıktı. Meşelik bir alandaki patika yolda ilerlediği sırada arkasından ses duyan genç, döndüğünde büyük bir ayıyla karşılaştı.

KOLUNU AYININ BOĞAZINA SOKTU

Ayı, kaçmak isteyen ancak yaşadığı şokla yerinden kıpırdayamayan gencin sağ elini kaptı. Elini ayının ağzından kurtaramayacağını anlayan Erdoğan, kolunun tamamını ayının boğazına soktu. Bir süre nefessiz kalarak bitkin düşen ayı, yaklaşık 20 metre sürüklediği gencin kolunu bırakmak zorunda kaldı. Ayı ve yanındaki iki yavrusu, hızla olay yerinden kaçtı.

TEDAVİ ALTINA ALINDI

Bir anlık kararla, ayının elinden kurtulmayı başaran yaralı genç, güçlükle de olsa yaylaya ulaştı. Ailesinin ihbarıyla AFAD ekipleri ile 112 Acil Sağlık ekipleri bölgeye sevk edildi. Yaylada ilk tedavisi yapılan Erdoğan, daha sonra hastaneye kaldırıldı.


"NEFESİ TÜKENİNCE BENİ BIRAKTI"

Hayati tehlikesi bulunmayan genç, yaşadığı dehşet dolu anları anlattı: "Yaylada yürüyordum. Patika bir yolun üst tarafından meşelik alana girdim. Henüz 100 metre kadar yürümüştüm ki, bir uğultu duydum. Döndüğümde ayı yanımdaydı. Bir anda ona yakın olan elimi kaptı. Ben de kolumu boğazına soktum. Beni 15-20 metre sürükledikten sonra nefesi tükendi ve bırakmak zorunda kaldı."

Kaçak elektrik çekerken hayatını kaybetti

Şanlıurfa'da kaçak elektrik hattı çekmek için direğe çıkan bir vatandaş hayatını kaybetti.

Şanlıurfa'da bir inşaata direkten kaçak elektrik çekmek isteyen Habib Kılıç isimli vatandaş akıma kapılarak hayatını kaybetti.Haberi alır almaz olay yerine gelen mahalle sakinleri de bu olayı dakika dakika izledi.



Dakikalarca direkte asılı kalan Kılıç, DEDAŞ ekipleri tarafından indirildi.



Erkan Petekkaya'yı otelden attılar!

Alkolü bıraktığını açıklayan ancak sözünü tutamayan Erkan Petekkaya, kapanma saatini geçtiği halde gitmeyi reddettiği Bebek Oteli'nin restoranından zorla dışarı çıkarıldı.

Erkan Petekkaya'yı otelden attılar!

Güneş gazetesi’nin haberine göre, ünlü oyuncu Erkan Petekkaya'nın alkole olan aşırı zaafı yine başına iş açtı. 'Öyle Bir Geçer Zaman Ki' dizisinde alkol sorunu nedeniyle sette sürekli sıkıntı yaratan Petekkaya'nın Adana'da çektiği son dizisi 'Dila Hanım'da da alkol sorunu yüzünden yaşadığı olaylar dizi piyasasında kulaktan kulağa yayılmıştı. Ünlü oyuncu geçen aylarda bu sorundan tamamen kurtulmaya karar vermiş ve eşinin de desteğiyle tedavi olduğunu şöyle anlatmıştı: "Eşime 'Eve alkollü geldiğimde beni kameraya kaydet' dedim. Küfelik şekilde eve geldiğim bir gece eşimin kaydettiği görüntüleri izlediğimde gördüm ki, oradaki sanki ben değil, dahası bir insan değil, bir hayvandı. Çok utandım. Tedavi olmaya karar verdim." Son dönemde verdiği röportajlarda tedavisinin ardından alkolden tamamen kurtulduğunu söyleyen Petekkaya'nın sözünü tutamadığı ortaya çıktı. Geçen günlerde eşi Didem ve oğlu Cano'yla Güney Afrika'da tatil yapan Petekkaya, dönüşte müdavimi olduğu Bebek Oteli'nin restoranına gitti ve alkol almaya başladı. Mekan kapanmasına rağmen ünlü oyuncu uyarılara aldırış etmeden içmeyi sürdürdü ve mekanın yetkililerine "Siz bir garson bırakıp gidin" dedi. Daha önce aynı durumu yaşayan otel görevlileri Petekkaya'ya bu kez "Bir daha gelmeyin" diyerek yaka paça dışarı çıkarmak zorunda kaldı. Oyuncunun Etiler'deki Paper Moon'a da benzer nedenden dolayı alınmadığı konuşuluyor.(medyafaresi)

Nicole Kidman'ın acı günü

Dünyaca ünlü oyuncu Nicole Kidman, babası Dr. Antonia Kidman'ı bir kaza sonucu kaybetti.

Nicole Kidman'ın acı günü
Daily Mail gazetesinin internet sitesinde yer alan habere göre küçük kızı Antonia Kidman'ı kocası Craig Marran ve çocuklarıyla birlikte yaşadığı Singapur'da ziyarete giden baba Kidman henüz bilinmeyen bir nedenle düştü ve hayatını kaybetti.
Nicole Kidman'ın babası Antony Kidman, Sidney'deki Teknoloji Üniversitesi Psikolojik Sağlık Bölümü'nün yöneticisi. Aynı zamanda Royal North Shore Hastanesi'nde de klinik psikolog olarak görev yapıyor. Antony Kidman ünlü oyuncunun kızları Sunday Rose ve Faith Margaret ile de yakından ilgileniyordu.(medyafaresi)

TSK'dan pilotu kurtaran vatandaşlara teşekkür

Savaş pilotu Yarbay Hakan Karakuş Kuveyt Büyükelçilik çalışanlarının saldırısı nedeniyle hastanelik oldu. Pilotu elçilik çalışanlarından çevredeki vatandaşlar kurtardı. Saldırıya uğrayan pilotun aynı zamanda Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Akın Öztürk’ün damadı olduğu öğrenildi. Tepki çeken olay sonrası Dışişleri Bakanlığı alışılmadık şekilde olaya karışan elçilik çalışanının adını ve görevini açıkladı. Genelkurmay Başkanlığı ise saldırıyı kınayarak pilotu kurtaran vatandaşlara teşekkür etti.
TSK'dan halka teşekkür

Kuveyt Büyükelçilik çalışanlarının, Türk F-16 pilotu Kurmay Yarbay Hakan Karakuş’u eşi ve 6 günlük bebeğinin gözleri önünde öldüresiye dövmesi büyük tepki çekti. Acımasız saldırı sonrasında F-16 pilotu kanlar içinde kalarak hastaneye kaldırıldı. Vatandaşlar olaya müdahale ederek kavgayı ayırırken, Büyükelçilik çalışanlarının tavrının vatandaşlardan büyük tepki çektiği ifade edildi. 

ORG. ÖZTÜRK: MAGANDALIK…

Aynı zamanda damadı olan Karakuş’un öldüresiye dövülmesi sonrasında konuşan Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Akın Öztürk, “Bunun adı, diplomatik dokunulmazlık zırhını kullanıp, işi magandalığa çevirmekten başka bir şey değil. Bugün bizim başımıza geldi. Dün başkaları yaşadı, yarın da başka insanların canı yanacak. Allah korumuş. Tabii bir de bizim insanımız sayesinde hayatta Hakan... Halk kurtarmış. Oradaki insanlar müdahale etmese, şu anda belki de çok daha büyük bir acı yaşıyor olacaktık” dedi. 


DIŞİŞLERİ DİPLOMATİK MAGANDANIN İSMİNİ VE GÖREVİNİ AÇIKLADI

Dışişleri Bakanlığı da olayla ilgili yaptığı açıklamada alışılmadık bir detaya yer verdi. Dışişleri, olaya karışan ve Türk pilotu yaralayan elçilik çalışanının adını ve görevini açık bir şekilde açıklamada belirtti. 

Bakanlıktan yapılan açıklamada izahat istendiği vurgulanarak, "Kuveyt Büyükelçiliği Ataşesi Emad Almohaid ile Kur.Yb. Hakan Karakuş arasında 10 Eylül 2014 tarihinde Ankara'da trafikle ilgili tartışma sonrasında Yb. Karakuş'un yaralandığı öğrenilmiştir. Yb. Karakuş aranarak geçmiş olsun dileklerimiz iletilmiş ve kendisinden olayla ilgili bilgi alınmıştır. Büyükelçi Ankara dışında olduğundan Kuveyt Büyükelçiliği yetkilileri Bakanlığımıza davet edilerek, kendilerinden izahat talep edilmiştir. Olay tüm yönleriyle emniyet ve adli makamlarımızca araştırılmakta olup sonucuna göre gerekli girişimlerde bulunulacak ve gelişmeler hakkında bilgi sunulacaktır” ifadeleri kullanıldı.


GENELKURMAY’DAN VATANDAŞA TEŞEKKÜR

Bu arada saldırı Genelkurmay Başkanlığı tarafından da kınandı. Genelkurmay Başkanlığı internet sitesinde yer alan açıklamada “10 Eylül 2014 tarihinde, Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu bir subayımıza yapılan menfur saldırıyı şiddetle kınıyor, vatandaşlarımızın gösterdiği hassasiyete teşekkür ediyor, personelimize acil şifalar diliyoruz” denildi.


ERDOĞAN’DAN GEÇMİŞ OLSUN

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Çankaya Köşkü'nde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel ve beraberindeki kuvvet komutanlarını kabul ettiği toplantıda Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Akın Öztürk’e geçmiş olsun dediği öğrenildi.(medyafaresi)

Faturasız hat kullananlara vergi iadesi

GİB'in hazırladığı, Özel İletişim Vergisi Taslağı'na göre faturasız cep telefonu hattından internet hizmeti alan 14 milyon kişiden alınan fazla vergilerin iade edileceği bildirildi.

Milyonlarca cep abonesine vergi iadesi!
Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan Özel İletişim Vergisi Taslağı'na göre, faturasız cep telefonu hattından internet hizmeti alan yaklaşık 14 milyon kullanıcıdan alınan fazla vergilerin iade edileceğini bildirdi.
Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından hazırlanan Özel İletişim Vergisi Tebliğ Taslağı'na göre, ön ödemelicep telefonu hattından internet hizmeti alan yaklaşık 14 milyon aboneden internet kullanımı nedeniyle fazla alınan vergiler iade edilecek
Özel İletişim Vergisi Genel Tebliğ Taslağı'nda, mevcut tebliğlerden farklı olarak, internet hizmetlerinde uygulanması gereken özel iletişim vergisi ile ön ödemeli cep telefonu abonelerinin mobil internet hizmetlerinden yararlanması durumunda kendilerine yapılacak vergi iadelerine ilişkin düzenlemeler yer alıyor.
Tebliğ yürürlüğe girerse, abonelerin ön ödemeli hatlarını haberleşme hizmetlerinin yanı sıra internet erişim hizmeti için de kullanmaları halinde, fazla veya yersiz hesaplanan Özel iletişim vergisi (ÖİV), abonelere geri verilmesi koşuluyla, mobil elektronik haberleşme işletmecisine iade edilecek. Gerek mükellef gerekse abone nezdinde işlemin fazla veya yersiz ÖİV uygulanmadan önceki hale döndürülmesi esas alınacak. 
Bu uygulamada, GSM operatörleri, ön ödemeli hat kullanıcılarının hatlarına yaptıkları yüklemeler üzerinden yüzde 25 oranında ÖİV hesaplamaya devam edecek. Söz konusu abonelerin yüklemelerini internet erişim hizmetinde kullanmaları halinde, bu kullanım miktarına isabet eden bedel üzerinden fazla veya yersiz olarak tahsil edilmiş olan ÖİV tutarını hesaplayacak.
Mobil elektronik haberleşme işletmecileri, bu şekilde internet erişimi hizmetinden yararlanan yaklaşık 14 milyon ön ödemeli hat abonesinin fazla veya yersiz ödediği vergileri takvim yılının üçer aylık dönemleri itibarıyla hesaplayarak, dönemi takip eden ayın sonuna kadar abonelere bildirecek ve abonenin tercih ettiği usule göre iade edecek. Söz konusu Kanuni düzenleme 1 Mart 2014 tarihinde yürürlüğe girdiği için ilk hesaplama işleminin Mart-Eylül 2014 dönemini kapsaması uygun bulundu. Sonraki dönemlere ilişkin hesaplamalar, Ekim-Aralık döneminden başlayarak üçer aylık devam edecek.
Aboneler, söz konusu verginin nakden iadesini talep edebileceği gibi hatlarına yükleme yapılması suretiyleiade edilmesini de tercih edebilecek. Aboneler, söz konusu işleme ilişkin ilk kez yapacakları tercihin sonraki dönemlerde yapılacak yüklemelerde de geçerli olmasını isteyebilecek. Bu durumda abonelerin tercih değişikliği talebi olmadığı sürece abonelere tercihlerinin yeniden sorulmasına gerek olmayacak. 
Abonelerin hatlarını kapattırmaları veya operatör değiştirmeleri durumunda iade işlemi nakit olarak yapılacak. 
Abonelerin iadeyi nakit olarak almak yerine hatlarına yükleme yapılmasını tercih etmeleri durumunda, mobil elektronik haberleşme işletmecilerince, ön ödemeli hatlara yapılan yüklemeler için normal satışlarda olduğu gibi ÖİV ve KDV hesaplanacak.
Ön ödemeli hat abonelerinin, ödedikleri ÖİV’yi indirim hakkı bulunan mükelleflerden olması halinde, ilk yüklemeye ilişkin indirim konusu yaptıkları ÖİV tutarlarının yer aldığı ÖİV beyanlarını düzeltmeleri gerekecek.
GSM operatörlerine yapılacak iadeler
Abonelerine iade ettikleri tutarların mobil elektronik haberleşme işletmecilerine iadesi standart iade talep dilekçesi kullanılarak yapılacak.  Dilekçeye mobil internet hizmetinden yararlanan ön ödemeli abone sayıları, kendisine iade yapılan abone sayıları, bu aboneler tarafından kullanılan data miktarı, bu aboneler tarafından kullanılan tarife paketlerine ilişkin detaylı bilgiler ve iade tutarının hesabını gösteren bir tablo eklenecek.
İşletmecilerin kendi vergi borçları için yapacakları mahsup talepleri, teminat karşılığında veya vergi inceleme sonucuna göre yerine getirilecek. Teminat gösterilmesi halinde teminatın çözümü vergi inceleme raporu sonucuna göre yapılacak. 
Mükelleflerin nakit iade talepleri de teminat karşılığında veya vergi inceleme sonucuna göre gerçekleştirilecek. Teminat gösterilmesi halinde teminatın çözümü vergi inceleme raporu sonucuna göre yerine getirilecek. 
Öte yandan, 6518 sayılı Kanunla 6802 sayılı Kanunun 39'uncu maddesinde yapılan ve ön ödemeli hat kullanıcılarının internet servis sağlayıcılığı hizmetlerindeki ÖİV oranını yüzde 5 olarak belirleyen değişiklik 1 Mart 2014'te yürürlüğe girdiği için, yapılmış yüklemelerin bu tarihten sonra internet erişimi hizmetinde kullanması halinde ÖİV oranı yüzde  5 olarak uygulanacak.(AA)

Kaçak Gelinler setinde tecavüzden sonra ölüm!

Star TV'de yayınlanan sevilen dizi Kaçak Gelinler tecavüz skandalından sonra ikinci büyük şoku yaşadı. Sarıyer'deki çekimlerin bitmesinin ardından set arkasında çalışan Engin Küçüktopuz kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.

Kaçak Gelinler setinde şok ölüm!
Set ekibinin yoğun bir tempoyla çalıştığı ve Küçüktopuz'un ölümüne ağır çalışma koşullarının neden olduğu tahmin ediliyor. Küçüktopuz'un 3 gün içinde 45 saat mesai yaptığı belirtiliyor.
 
KAÇAK GELİNLER SETİNDE TECAVÜZ
 

FİGÜRAN KIZ TECAVÜZE UĞRAMIŞTI
 
Çekimleri süren dizide, Geçtiğimiz hafta da, 17 yaşında figüran olarak çalışan genç kadına personelleri taşıyan iki şoförün cinsel istismarda bulundukları iddia edilmişti.
(Vatan)

Asena budur işte

Saçlarını sarıya boyatan Asena iki gün sonra pişman olup eski rengi siyaha döndü. Erkin, “Sarı bana gitmedi. Asena budur işte” dedi.
Asena budur işte

Sinan Şamil Sam karaciğer bekliyor

Bazı sporlar vardır ismini bir yerde okuduğunuzda veya televizyon izlerken karşınıza çıktığında sadece bir isim aklınıza gelir. Boks da benim için bu kategorideki sporlardan… Belki aklıma dünyadan sadece bir isim gelmiyor ama Türkiye’deki isim çok net: Sinan Şamil Sam…


Sinan Şamil Sam karaciğer bekliyor












Takvimler 20 Kasım 2004’ü gösterdiğinde sadece bizler değil tüm dünya ona hayran oldu… ‘Boğazın Boğası’ Almanya'nın Kempten kentinde Rus boksör Denis Bakthov’u 10. raundda nakavt ederek WBC klasmanında 'Dünya Kıtalararası Ağırsıklet Boks Şampiyonu oldu…



Ancak bu başarıdan sonra en önemlisi bunu korumaktı. 22 Şubat 2005’te Lawrence Clay-Be’yi, 11 Haziran 2005’te Peter Okhello’yu yenerek unvanını korudu… Ancak 12 Kasım 2005’te Rus Oleg Maskaev’e kariyerindeki toplam 4 yenilgiden birini yaşayarak unvanını kaybetti.

Ve sonrasında kötü günler arka arkaya gelmeye başladı… Son darbe 2010 yılında vuruldu… Boğaz’ın Boğası, karaciğer yetmezliği sebebiyle yoğun bakıma alındı. Uzun süre devam eden tedaviler sonrasında taburcu olan Şamil Sam, şimdilerde yeni bir karaciğer bekliyor.

Şampiyon olduğu yıllarda 114 kg olan şampiyon sporcu, şu anda tam 140 kilo… Sonradan aldığı 26 kilonun kendisini çok zorladığını söyleyen Şamil Sam, gününün çoğunu güvercinleri ile geçiriyor.

İşte 40 yaşındaki şampiyon sporcunun yaşadıkları…

“DOĞUŞTAN HEPATİTİM”
Ben doğuştan hepatitim, taşıyıcıyım. Bir hepatit hastasının da devamlı dinlenmesi gerek. Ben dinlendim mi? Hayır. 20 yıl boks yaptım. Almanya’da yaşadığım yıllarda steroid(Özellikle sporcuların tercih ettiği, performans arttırıcı madde) kullandım. İşte tüm bunların sonucunda bu hastalıkla boğuşuyorum.””

“UYGUN CİĞER BULUNDU AMA OLMADI”
1 yıldır nakil bekliyorum. Kadavra ve uygun ciğer bekleniyor. Akrabalardan kız kardeşim ile uygunluk oldu ancak aradaki yüksek kilo farkından dolayı nakil gerçekleşmedi. Beklemeye devam ediyorum. Normal hayatımı sürdürmeye devam ediyorum. Güvercinlerimi uçurup zaman geçiriyorum.

“HER ŞEY BANA BAĞLI”
Doktorlar ‘şu kadar ömrün kaldı’ demediler. Zaten doktorların da bir şey söylemesi pek de önemli değil. Her şey bana, benim yaşamıma bağlı. Allah’ın dediği olur.”

“ÖNCELİK ASLA İSTEMEM”
Organ nakli için kimseden öncelik istemedim istemem de. Başka insanların hayat şanslarını asla çalmak istemem. Ölümse ölüm. Sıram gelince, uygun organ bulununca nakil yapılır.

“İYİ BESLENMEM LAZIM”
İstanbul’daki Ahmet Cömert Turnuvası’na gelmedim. Zaten neden geleyim ki davet de gelmedi. Oraya tribünde oturmak için mi gideceğim. Hem zaten orada düzgün beslenemem de. Benim çok dikkatli beslenmem lazım. Sadece ıspanak, pırasa, mantar, bezelye, bamya ve fasulye gibi yiyecekler yemeliyim.

“FEDERASYON BAŞKANI İLE DÜŞMANIZ”
Ben kimseden ne maddi ne de manevi bir yardım gördüm. Zaten Federasyon başkanı ile de düşmanız. Kendisi başkanlıktan anlamayan biri.

“TÜRK BOKSU BİTTİ”
Türkiye’de boks bitmiş durumda, yerlerde sürünüyor. Sadece kadın boksuna umut bağlanmış. Dünyada kadın boksör diye bir şey yoktur. Ama biz onlara umut bağladık.







10 Eylül 2014 Çarşamba

Kangurunun ilginç özelliği

Kanguruların kuyruğu ön ve arka bacakların toplamına denk bir itici güç sağlıyor. Neredeyse embriyo halindeyken doğan kanguru cenini de akıllara durgunluk veriyor.

Fotoğraf: Beşinci Ayak
Kanguruların kuyruğu ön ve arka bacakların toplamına denk bir itici güç sağlıyor. Neredeyse embriyo halindeyken doğan kanguru cenini de akıllara durgunluk veriyor.
Amerika, Kanada ve Avustralyalı bilim insanlarından oluşan bir araştırma grubunun Temmuz 2014’te Biology Letters’da yayımlanan çalışmasına göre beş ayak üstünde yürüyorlar da diyebiliriz...
http://kesfetmekicinbak.com/besinci-ayak/3958n.aspx
Selcen Pirge yazdı / Atlas Eylül 2014, sayı 258

Erkek kangurular, kavga ettiklerinde arka ayaklarını havaya kaldırıp birbirlerine tekme atıyor. Bunu yaparken kuyruklarının üstünde duruyorlar. Kuyrukları tüm vücut ağılıklarını taşıyacak kadar güçlü. Yeni bir araştırma, kanguru kuyruğunun bir başka işlevini daha ortaya çıkardı. Bu hayvanlar, saatte yirmi kilometre hızla zıplayarak uzun mesafeler kat edebiliyor ama otladıkları, çevrede gezindikleri zaman kısa olan ön bacaklarını da kullanarak dört ayak üstünde yürüyorlar. Amerika, Kanada ve Avustralyalı bilim insanlarından oluşan bir araştırma grubunun Temmuz 2014’te Biology Letters’da yayımlanan çalışmasına göre beş ayak üstünde yürüyorlar da diyebiliriz...
Kanada’nın Simon Fraser Üniversitesi’nden Doçent Maxwell Donelan, “Yürürken kuyruklarını tıpkı bir bacak gibi kullandıklarını keşfettik” diyor. Kolorado Üniversitesi’nden Doçent Rodger Kram ise “Bu işe başlarken kuyruğun daha çok baston, denge sağlayıcı bir sırık veya tek bacaklı tabure gibi kullanıldığını düşünüyorduk” diyor ve kuyruğun gücünü keşfettiklerinde çok şaşırdıklarını ifade ediyor. Kram ve ekibinin araştırmasına göre, kuyruk ön ve arka bacaklarınkinin toplamına denk itici güç sağlıyor.

Kolorado Üniversitesi’nden yapılan basın açıklamasında, kanguruların hareketini araştırmaya 1973’te başlayan, kuyruklarına ilişkin bu yeni araştırmaya da katılan New South Wales Üniversitesi’nden Prof. Terence Dawson’un şu sözlerine yer veriliyor: “Son elli yılda yapılan çalışmalar, kanguruların verimsiz, ilkel memeliler grubundan olduklarına dair görüşü tamamen değiştirdi.” Prof. Dawson, 2012 yılında yayımlanan Kangurular adlı kitabında da saatte 12 kilometre hızın üstünde zıplamanın, koşmaktan daha az enerji gerektirdiğinden söz ediyor. Kangurular saatte 55-60 kilometre hıza ulaşabiliyor ama daha çok 20 kilometre hızla zıplamayı tercih ediyorlar.
Diğer keseli hayvanların yavruları gibi kanguru yavruları da kısa bir hamilelik döneminin ardından tam olarak gelişmeden, neredeyse embriyo halindeyken doğuyor. Doğum kanalından çıktıklarında ağırlıkları bir gramdan az olan kör yavrular, birkaç dakikada annelerinin kesesine tırmanıp içeride bir meme ucu buluyor. Yavruların gelişimi kesenin içinde tamamlanıyor. Prof. Dawson, anne sütünün bileşiminin gelişen yavrunun ihtiyaçlarına göre değiştiğini, örneğin tüy oluşumu sırasında sütte, kükürt içeren aminoasit miktarının arttığını söylüyor. Bu arada şunu da belirtelim, kangurunun artık kese dışına çıkmış, fakat süt emmeye devam eden büyük yavrusu da varsa, onun için daha yağlı, daha az akışkan süt üretiliyor.

Dawson kitabında aynı anda özellikleri tamamen farklı iki ayrı süt üretildiğini belirtiyor.
Araştırma sonuçlarını, Scientific Reports adlı akademik dergide yayımlayan Berlin Forschungsverbund Enstitüsü’nden bilim insanları, kangurularla aynı aileden sayılan bir tür valabinin (Macropus eugenii) kısa gebeliğini yüksek çözünürlüklü ultrasonla görüntüledi. Bu araştırma, diğer keselilerde de meydana geldiği düşünülen bazı ilginç gelişim aşamalarını ortaya çıkardı. Mesela ceninin, doğumun üç gün öncesinden itibaren keseye tırmanır gibi hareketler yaparak hazırlandığı keşfedildi. Enstitüden yapılan açıklamada, böyle yüksek koordineli hareketlerin, keseliler dışındaki memelilerde, gelişimlerinin çok daha sonraki aşamalarında meydana geldiği belirtiliyor.

Yeni doğan ceninin arka uzuvları küçük, lastik gibi fakat ön uzuvları kaslı ve güçlü. Prof. Dawson, bu aşamadaki ceninin yukarı, aşağı gibi yön algısının bulunduğunu, koku alabildiğini söylüyor. Illinois Üniversitesi’nden Yardımcı Doçent Karen Sears, öğrencisi Carolyn Doroba ile 2010 yılında The Anatomical Record adlı dergide yayımladıkları makalelerinde, keselilerin kısa gebelik döneminin ardından, doğum sonrası ihtiyaçlarına göre, gelişmiş ve az gelişmiş özelliklerin şaşırtıcı bileşimine sahip yavrular doğurduklarını belirtiyor. İlk bakışta kör, tüysüz, tamamlanmamış beyni ile keseli cenin rahmin dışında büyümek için hayret verici biçimde az gelişmiş görünüyor. Ancak ihtiyaçlarını doğru yerde ve zamanda karşılayan sistem gayet güzel işliyor.(atlas)

Lifli besinlerin faydası ne?

Makrobesinler yani miktar olarak çok tüketilmesi gerekenler; karbonhidratlar, yağlar, proteinler, lifler ve sudur. Mikrobesinler ise daha az miktarda tüketilmesi gereken mineraller ve vitaminlerden oluşur.

VUCUDUMUZDA HANGİ EKSİKLİK NEYE YOL AÇAR?

Her canlı yaşamını sürdürmek ve sağlıklı yaşayabilmek için, hareketliliğine, üreme sıklığına ve diğer fiziksel dış etkenlere uyum sağlayacak şeklide dengeli beslenmek mecburiyetindedir. İnsanın yemek yemeden ancak iki ila sekiz hafta kadar hayatta kalabileceği bilinmektedir. Besinler, temelde yedi ayrı sınıfa ayrılırlar.

Makrobesinler yani miktar olarak çok tüketilmesi gerekenler; karbonhidratlar, yağlar, proteinler, lifler ve sudur. Mikrobesinler ise daha az miktarda tüketilmesi gereken mineraller ve vitaminlerden oluşur. Lifler ve suyun dışındaki makrobesinler hem yapıtaşı hem de enerji olarak kullanılırlar. Tüm bu besin elemanlarının ihtiyaca dikkat edilmeden az veya çok tüketilmesi sağlığın korunmasını güçleştirir.

Hangi Eksiklikler Nelere Yol Açar ?

ŞEKER

Karbonhidratlar (şeker) ana enerji kaynağıdır, kaslarda ve karaciğerde bir miktar acil durumda kullanılmak üzere depolanmış halde bulunurlar. Dışarıdan alınmasalar da gereğinde protein ve yağların parçalanmasıyla da vücutta üretilebilirler.

PROTEİNLER

Bazı protein yapıtaşı olan aminoasitler ve bazı yağ asitleri ise vücutta üretilemediğinden dışarıdan devamlı alınmazlarsa hayatın sürdürülmesi mümkün değildir. Bağışıklık sisteminin, hücrelerin ve organların yapıtaşı olan protein, açlık halinde, vücutta zaten çok kısıtlı olan şeker depolarının tükenmesiyle parçalanarak şekere dönüştürülür.

Bu dönüşüm özellikle hızlı kas erimesine neden olur. Böbreklere de atık madde olarak yük bindirir. Fiziksel aktivitenin fazlalığı, kas kaybının hızlanmasına, kiriş, kemik, ve eklem hasarlarına neden olur.

YAĞLAR

Örneğin bazı hormonların üretimi, enerji sağlanması, bazı vitaminlerin emilmesi ve depolanması, hücre duvarının yapılması, mikroplara karşı direnç sağlanması, sinir sistemi ve sindirim metabolizmasının düzenlenmesi, vücuttan ısı kaybının önlenmesi için yağlara ihtiyaç vardır. Bazı yağ asitlerinin de, bazı aminoasitler gibi vücutta üretilemediğinden dışarıdan alımı zorunludur. Aksi taktirde protein (özellikle kas) kaybı daha hızlı olur!

MİNERALLER VİTAMİNLER

Sodyum, potasyum, magnezyum, fosfor, klor ise dışarıdan alımı şart olan minerallerdir. Kalbin, kasların, beyin-sinir sisteminin, metabolizmanın, sindirim sisteminin sağlıklı çalışması bu minerallere bağımlıdır. Vitaminlerden birçoğu da mineraller gibi vücutta üretilemediğinden veya depolanmadığından düzenli ve dengeli olarak dışarıdan alınmak zorundadır. Yağda çözünen A, D, E, K vitaminleri yağ dokusunda depolandığından uzun süre eksikliği hissedilmeyebilir. Fakat kısa sürede aşırı fiziksel aktivite ve yetersiz beslenmeye bağlı hızlı yağ dokusu kaybı, vitamin eksikliğinize sebep olabilir.

Bazı B vitaminleri ve C vitamini gibi suda eriyen ve depolanamayan vitaminlerin eksikliği ise çok daha kısa sürede ortaya çıkabilir, enfeksiyonlara yatkınlığa, metabolizma bozukluğuna yol açabilir.

LİFLİ BESİNLER

Lifli gıdalar, barsak hareketinin düzenini sağlamanın yanı sıra, bazı besinlerin emilmesi, zehirli kısımlarının barsaktan atılması, barsaktaki faydalı bakterilerin üremesi için de gereklidir.

SU

Vücut ağırlığımızın yaklaşık üçden ikisini, benin ve kasların dörtte üçü, kanın yüzde 90'ı sudan oluşur. Besinlerin hücre içine alınması, sindirilmesi, atık ve zehirli maddelerin hücre ve vücut dışına taşınması, kan basıncının, vücuy ısısının korunması hep suya bağımlıdır.

Yetersiz su ve mineral alımı, metabolizma sonucu oluşan zehirli maddelerin vücuttan atılamamasına, kanın koyulaşmasına, pıhtılaşmasına, zamanla basıncının düşmesi sonucu böbreklerin ve beynin beslenmesinin bozulmasına, solunum yollarında daralmaya neden olarak hayati tehlike yaratır. Özellikle, yeterli su içilmeden, sıcak ortamda yapılan aşırı fiziksel aktivite, hızlı ve fazla su, mineral kaybına yol açarak kalp ritm bozuklukları, kalp krizi ve felce yol açabilir. Baş ağrıları, kas krampları, eklem tutulmaları, zihinsel fonksiyonlarda bozulma, böbrek yetersizliği ve kabızlığa, vücutta geri dönüşü olmayan hasarlara neden olabilir.

Dan Brown’un son eseri ‘Cehennem’ için İstanbul'a geliyorlar

Dan Brown'un son kitabından uyarlanan 'Cehennem'in çekimleri için İstanbul'daki Yerebatan Sarnıcı 4 gün kapatılacak.

'Cehennem' için İstanbul'a gelecekler


Dünyada büyük yankı uyandıran ‘Da Vinci’nin Şifresi’ ile ‘Melekler ve Şeytanlar’ adlı kitapları beyaz perdeye aktarılan Dan Brown’un son eseri ‘Cehennem’in çekim takvimi netlik kazanmaya başladı. Başrolünde yine Tom Hanks'in yer alacağı film Nisan 2015'te Floransa'da ‘motor' diyecek. Ardından set haziran ayı başında İstanbul'a taşınacak. Aksiyon sahnelerinin büyük bir bölümünün kitaptaki hikayeye paralel olarak Yerebatan Sarnıcı'nda çekileceği öğrenilen film için tarihi mekan 4 gün boyunca ziyarete kapatılacak. Sarnıcın zarar görmemesi için çok özel ekipmanın kullanılacağı çekimlerde figürasyon kadrosunun bir bölümü yurt dışından getirilecek. Filmin Türk figürasyon kadrosundaysa ‘iyi derecede İngilizce’ şartı aranacak. İddialara göre filmin İstanbul’da çekilecek sahnelerinde Haluk Bilginer de rol alacak. Sultanahmet, Ayasofya, Kapalıçarşı ve Eminönü gibi mekanlarda da çekim yapılacak.

Kahramanmaraş'ta 3 salyangoz türü keşfedildi

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi araştırma görevlisi Mustafa Emre Gürlek tarafından yapılan araştırmada literatürde yer almayan 3 salyangoz türü keşfedildi.



Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Cemil Kara danışmanlığında araştırma görevlisi Mustafa Emre Gürlek tarafından 2009 yılında başlatılan çalışmayla kentteki tatlı suda yaşayan midye ve salyangoz türleri ortaya çıkarıldı. Gürlek, çalışmalar kapsamında bilinen midye ve salyangoz türlerinin dışında literatüre girmemiş 3 yeni salyangoz türü tespit etti. 2'si Göksun İlçesi'nde, 1'i Kahramanmaraş'ta tespit edilen salyangoz türlerine Pseudamnicola Marashi, Pseudamnicola Goksunensis ve Pseudamnicola Merali isimleri verildi. 2 ile 5 milimetre büyüklüğündeki türler, yeni sınıflandırma bilimi verilerin saklandığı Zoobank’a kaydettirildi.

ANNESİNİN ADINI VERDİ

Türleri keşfeden Mustafa Emre Gürlek, yeni türlerden birine annesinin adını verdiğini belirterek şöyle konuştu:

"Uzun süredir devam eden tür teşhisi çalışmalarımız sonucunda 3 yeni tür salyangozu, uluslararası hakemli bir dergide yayınlatarak bilim dünyasına kazandırmış ve ayrıca yeni sınıflandırma bilimi verilerin saklandığı Zoobank’a girmesi sağlanmıştır. Göksun’da bulunan türlerden Pseudamnicola Marashi ismi Kahramanmaraş ilimize, Pseudamnicola Goksunensis’e Göksun ilçesine atfen ve Pseudamnicola Merali ise rahmetli annem Meral Gürlek’in anısına verildi. Bulunan türlerle birlikte ülkemizde bu cinse ait tür sayısı 8’e yükselmiştir. Bu familya üyeleri belirteç organizma türlerdir ve temiz suların belirleyicisi durumundadırlar. Genellikle su pınarları ve kaynak sularda yaşarlar, akarsuların temiz bölgelerinde bulunurlar. İlimiz bol ve temiz su kaynakları bulunan bir ildir. Ceyhan nehir havzasının büyük kısmını topraklarımızdan geçer ve ayrıca doğu ile batı bölgelerimiz arasında bir geçit oluşturur. Hem bu durum, hem de dağlık alanların bolluğu türleşmeyi arttırdığı gibi tür çeşidini de yoğunlaştırmaktadır. Yaptığımız çalışmalarda gördük ki ilimiz su kaynakları bakımından çok önemli bir il. Bu güzel tespitlerimizin yanında, biz bilim insanlarını üzen nokta ise gidilen istasyonların çoğunda kurulmuş ve kurulumu devam eden hidroelektrik santrallerinin doğaya verdiği dönüşümsüz ekolojik zararlar olmuştur."

Schumacher hastaneden taburcu oldu

Efsanevi Formula 1 pilotu Michael Schumacher'in Haziran ayından bu yana tedavi gördüğü İsviçre'deki hastaneden taburcu edildiği belirtildi. Pilotun tedavisine evinde devam edilecek.

Menajeri Sabine Kehm, Aralık 2013'teki kazadan bu yana Schumacher'in sağlık durumunda önemli ilerleme kaydedildiğini söylese de "Önümüzde hâlâ uzun ve zorlu bir yol var" diye konuştu.

Schumacher Fransa'da kayak yaparken geçirdiği kaza sonucu başına şiddetli bir darbe almış ve uzun süre komada kalmıştı.

Altı ay boyunca Fransa'daki bir hastanede kalan Schumacher, daha sonra İsviçre'nin Lozan şehrine getirilmiş ve tedavisine burada devam edilmişti.

Schumacher'in şimdiyse İsviçre - Almanya sınırındaki Gland şehrindeki evine nakledileceği ifade edildi.

Yazılı bir açıklama yapan menajer Sabine Kehm, "Rehabilitasyonun bundan sonraki aşaması evde gerçekleşecek. Son aylarda önemli ilerlemeler gördük" dedi.

Schumacher'in son sağlık durumu ile ilgili detaylı bir açıklama yapılmadı.

Ünlü Formula 1 pilotunun geçirdiği kazayla ilgili soruşturma ise Fransa'da devam ediyor.

Soruşturmayı yürütenler Meribel kayak merkezinde meydana gelen kazada Schumacher'in "Çok iyi bir kayakçı hızında" kaydığı sonucuna varmışlardı.

Kontrolünü kaybederek pist dışına çıkan Schumacher'in dengesini yitirip başını bir kayaya vurduğu belirtilmişti.(BBC)

Bu filmden korkmayana 10 bin dolar ödül

Cinli filmlerin unutulmaz yönetmeni Hasan Karacadağ, yeni filminin en korkunç sahnesi için izleyiciyle iddiaya giriyor. Türkiye'de ve dünyada bu sahneden korkmayacak olana 10 bin dolar ödül verilecek.

Hasan Karacadağ’ın yazıp yönettiği, J plan ve Taff Pictures’ın yapımcılığını üstlendiği Tük sinemasının en uzun soluklu serisi Dabbe’nin beşinci filmi, Dabbe :Zehr-i Cin, 12 Eylül’de 250 kopya olarak vizyona giriyor. Filmin yaratıcısı ve yaratıcı fikirlerin, ilgi çekmenin ustası Hasan Karacadağ Facebook ve twitter üzerinden ' dünya çapında' olduğu önemli vurgulanan fantastik bir yarışma başlatıyor.
Filmde ana karakterin cinlerle karşılaştığı sahnenin, sinema tarihinde yapılmış en korkutucu sahnelerden biri olduğunu iddia eden Karacadağ, izleyiciler arasından kesinlikle korkmayacağını iddia eden 10 kişiyi sosyalmedya üzerinden yapılan müracaatlarla belirleyecek ve Fono Film stüdyolarında özel bir ortamda filmi izletecek. Yabancılara da açık olan bu yarışma, İngilizce altyazılı olarak gösterilecek. Yarışmanın dünya promosyonu ise Mainstreet AD tarafından yapılacak.

‘KORKU’SUZ İNSAN YOKTUR!
Daha önce Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde tıp geçmişi bulunan Hasan Karacadağ, ‘korku’ duygusunun beynin geçirdiği düşük frekanslı nöbet anlarından oluştuğunu ve bir insanın korku duygusunu yüz mimikleriyle ve sözleriyle gizlemeyi başarmasına rağmen, kalp atışlarının ve beyin dalgalarının değişmesini asla kontrol edemeyeceğini belirtti.
KORKMAZSAN 10 BİN DOLAR ÖDÜL!
Korkunun bilimsel izahını da yapan Karacadağ, cesur izleyicilerinin korkusunu da bilimsel yöntemlerle tespit edecek. Filmi izleyecek iddia sahibi kişiler nörotransmitter aygıtına bağlanarak, kalp atışları ve beyin dalgalarının değişimi takip edilecek. Filmin sonunda sonuçlar birer çıktıyla karşılaştırılacak. Film boyunca beynin korku bölgesi amigdala’da herhangi bir değişim gözlenmemesi halinde, o kişiye 10 bin dolar ödül verilecek.

Amigdala'sını kontrol edebildiğini düşünen korkusuz sinefiller için müracaatlar 10 Eylül’den itibaren başlayacak..

Hastanede karantina başlatıldı çünkü...

İSTANBUL'un en büyük kamu hastanelerinden biri olan Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dahiliye Servisi'nde 'uyuz salgını' tespit edildi.
Bu hastanede karantina başlatıldı çünkü... 

İSTANBUL'un en büyük kamu hastanelerinden biri olan Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dahiliye Servisi'nde 'uyuz salgını' tespit edildi. Önceki gün ortaya çıkan salgın hastalık nedeniyle, tedavi gören hastalar başka servislere nakledilirken, Dahiliye Servisi de karantinaya alındı.

İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Samet Mengüç, Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin Dahiliye Servisi'nde uyuz salgını tespit edildiğini ve servisin kapatıldığını açıkladı.

Mecidiyeköy'de 10 işçinin can verdiği rezidans inşaatındaki asansör kazası ve sağlık çalışanlarının koşullarıyla ilgili basın toplantısı düzenleyen Dr. Mengüç, Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin Dahiliye Servisi'nde meydana gelen salgın hastalıkla ilgili gazetecilere bilgi verdi.

Uyuz hastalığının, tamamen sağlıksız, hijyen koşulların olmadığı ortamlarda, az gelişmiş toplumlarda, savaş ve kıtlık olan yerlerde görülen bir hastalık olduğunu kaydeden Mengüç, şöyle konuştu

Ancak maalesef İstanbul'un merkezî bir yerinde ve eğitim araştırma hastanesinin ana servislerinden birinde görüldü. Şu ana kadar edindiğimiz bilgilere göre, bu hastalığın kaynağı orada çalışan taşeron sağlık çalışanlarıdır. Bunların yaşamış oldukları ve hizmet verdikleri koşullar gözönünde bulundurulduğunda, bu sağlık politikalarıyla nereye gidileceğini kestirmek çok zor değil. O dahiliye servisi şu anda sağlık hizmeti vermenin dışında tutuluyor. Yani izole edilmiş bir durumdadır ve hastalığın yok edilmesi için çalışma başlatılmıştır. Maalesef bu sağlık politikalarının kaçınılmaz bir sonucu olarak, bu çağda, özellikle bir sağlık kuruluşunda meydana gelmiş olması ayrıca manidardır. Dahiliye Servisi'nde tedavilerine devam edilen hastalar başka servislere intikalleri sağlanarak tedavileri devam ettiriliyor.

Dr. Samet Mengüç, yarın konuyla ilgili olarak Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde İstanbul Tabip Odası ve Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) tarafından basın açıklaması yapılacağını da duyurdu.(medyafaresi)

9 Eylül 2014 Salı

Yeşil mercimekle kilolara elveda

Yazın şerbetli tatlıları ve açık büfelerdeki bin bir farklı lezzetleri yiyerek aldığınız kilolardan, yeşil mercimek yiyerek kurtulabilirsiniz.
Yeşil mercimek ye kilolara elveda de














Aşırı tatlı ile bilinçsiz beslenme alışkanlıkları fazla kilolara davetiye çıkarıyor. Yazın alınan kiloların kolaylıkla verilebileceğini belirten Uzman Diyetisyen Selahattin Sönmez "Yeşil mercimek tam vitamin ve lif deposudur. Uzun süren sindirimi sayesinde sizi uzun süre tok tutar" diyor. Yapılan araştırmalar da yeşil mercimek ile düzenli olarak öğle yemekleri yiyen sağlıklı kadınların, öğle yemeğinde ızgara tavuk yiyenlere göre daha uzun süre tok kalabildiğini göstermiştir.

Düdüklü tencerede pişirin

B vitamini zengini yeşil mercimeğin besin değerlerini kaybettirmeden pişirmenin çok önemli olduğunu vurgulayan Sönmez şöyle tarif veriyor: "Yeşil mercimeği pişirmede en iyi metot, yeşil mercimekleri iyice yıkadıktan sonra en az 48 saat suda bekletip, ıslatma suyunu döküp temiz su ile düdüklü tencerede pişirmektir." 

Kanseri önlüyor
İyi bir folik asit deposu olan yeşil mercimeğin hamilelikte, menopozda, kalp hastalıklarında, diyabette ve kanserde çok yararlı olduğunu belirten Sönmez, kuru baklagili, haftada en az 4 kere tüketmenin önemini vurguluyor.(Kadınvekadın)