alerji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alerji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ekim 2014 Cuma

Dünya bu köpeği konuşuyor

Dünya bu köpeği konuşuyor

ABD’de çok iyi bakılmasına rağmen tüyleri dökülen ve derisi zarar gören "Adam" adlı köpeğin insanlara alerjisi olduğu belirlendi.

Indianapolis kentinde bir barınağa getirilen 2 yaşındaki labrador cinsi “Adam” isimli köpeği muayene eden veterinerin köpeğe koyduğu teşhis herkesi şaşırttı.

Çok iyi bakım görse de tüyleri dökülen ve derisi çok zarar gören köpeğin sorununu anlamaya çalışan barınak yetkililerinin kan testi için götürdüğü veteriner, “Adam'ın insanlara alerjisi olduğunu söyledi.

Barınak yetkililerinden Robin Herman, "Veteriner köpeğin insanlara alerjisi olduğunu söyleyince dalga geçtiğini sandım. Ancak nasıl bazı insanların köpeğe alerjisi varsa, Adam'ın da insanlara alerjisi olduğunu söyledi" dedi.

“Adam'a insanların deri kabuklarının alerji yaptığını vurgulayan Herman, "Veteriner sorunun üstesinden gelebileceğini düşünüyor. Çocukların tedavisinde uygulandığı gibi Adam'a da alerji yapan etkenlere duyarsız hale getiren bir serum verilecek. Tedavi bu hafta başlayacak" ifadesini kullandı.

26 Ağustos 2014 Salı

Alerjiye karşı koruyan bakteri: Clostridium



Araştırmalar Clostridium isimli bakteri grubunun insanları, alerjiye yol açan maddelere karşı koruduğuna işaret etti.

Chicago Üniversitesi uzmanları Clostridium bakteri grubunun farelerdeki fıstık alerjisini engellediğini bildirdi.

Bilim insanları alerjik hastalıkları tedavi etmek için hap şeklinde bakteri koşumu üretmeyi, bunu başaramazlarsa, ilaçla aynı etkiyi yaratacak bir yöntem geliştirmeyi umuyor.

Her bir hücre için insan vücüdunda on bakteri yaşıyor.

Yeni geliştiren bir düşüncüye göre "mikrobiyom" dünyadaki alerjilerin çoğalmasını engellemede yardımcı olabilir.

Fıstık alerjisi

Deney, son derece steril bir ortamda yetiştirilen fareler üzerinde yapıldı.
Farelerin bağırsaklarında bakteriye rastlanılmadı.Bu hayvanların, fıstığa karşı güçlü bağışıklıkları vardı.
Fıstık alerjisinin bazı insanlarda ölümcül sonuçlar yaratabiliceği belirtiliyor.

Uzmanlar, hayvanların sindirim sistemlerinde ek olarak farklı bakterilerin etkili olup olmadığını araştırdı.

Yalnızca Clostridium grubundaki bakterilerin, bazı hastalıklara yol açmakla birlikte, alerjik reaksiyonlara karşı koruma sağladığı görüldü.

Araştırmacılar, bulgular karşısında "heyacanlı" olduklarını dile getirdi.

BBC'ye konuşan araştırma grubunun lideri Dr. Cathryn "Alerjiye yol açan madde ilk aşamada kan dolaşımına nüfuz ediyor. Buna karşın Clostridium bu maddelerin kana dolaşımına dahil olmasını önlüyor.
 (kaynak:BBC)

22 Ağustos 2014 Cuma

Sonbahar alerjisine dikkat




Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Emre Polat Canbolat, “Mümkün olduğu kadar özellikle mevsim geçişlerinde sonbahar aylarında, ilkbahar aylarında polenli ortamlardan, tozlu ortamlardan uzak durmak gerekiyor” dedi.
Canbolat, “Alerji özellikle mevsim geçişlerinde daha sık gözlenen burunda şişlik, kızarma, nefes alma zorluğu, hapşırık ve beraberinde horlama gibi şikayetlerle giden bir rahatsızlık. Özellikle mevsim geçişlerinde ve alerji potansiyeli olan kişilerde daha çok oluyor. Maalesef bu polenler, güneş, çiçek tozları burnun içine girerek burnun içerisinde mukoza dediğimiz hem nefes almamızı sağlayan hem daha kaliteli hava almamızı sağlayan bölgede aşırı şişliklere, akıntılara neden olabiliyor. Buna bağlı olarak kişilerde nefes alma zorlukları, hapşırıklar, burun akıntıları ve beraberinde horlama oluşabiliyor” şeklinde konuştu.

Alerjiden korunmak mümkün

Özellikle mevsim geçişlerinde maruz kalınan alerjik hastalıklardan korunma yollarını anlatan Canbolat, “Bunlardan korunmak mümkün. Öncelikle kendinize dikkat etmeniz gerekiyor. Mümkün olduğu kadar özellikle mevsim geçişlerinde sonbahar aylarında, ilkbahar aylarında polenli ortamlardan, tozlu ortamlardan uzak durmak gerekiyor. Bunun yanında eğer ki öyle bir ortamda çalışıyorsanız, ortamınız veya iş yeriniz ona müsaitse maske tarzı veya koruyucu başka önlemler alarak kendinizi koruyabilirsiniz” ifadelerini kullandı.
Alerjik hastalıkların tedavisinin uzun sürdüğünü anımsatan Canbolat, “Yine de geçmeyen hastalarımızda bizim çeşitli tedavilerimiz oluyor. Öncelikle burun spreyleri kullanıyoruz. Bunun yanında çeşitli alerji ilaçları kullanıyoruz. Yalnız bu ilaçlarla yapılan tedavi uzun süreli bir tedavi. Bir günde iki günde tedavi olmak çok mümkün değil. O nedenle en az bir aylık bir buçuk aylık tedaviler yapmak durumundayız. Hastalarımızı bu nedenle sürekli kontrollere çağırıyoruz” dedi.

Alerjiden koruyacak önlemler

Toz bulutlarının ve klimaların da alerjik hastalıkları artırabildiğini belirten Canbolat, şu şekilde konuştu:
“Toz bulutları malum. Buna karşı yapabileceğimiz çok fazla bir şey yok. Yapabileceğimiz en iyi şey kendimizi korumak. Maske kullanmak lazım. Tozlu ortamlardan uzak durmak lazım. Klimalarda bu konuda çok masum değildir. Özellikle alerji hastalarında zararlı etkileri bulunmaktadır. Klimalar havayı hem kurutup hem de tozlu ve kirli olan filtrelerinden çıkan pis hava nedeniyle maalesef alerji potansiyelini artırabilirler. Bu yüzden klimaları mümkün olduğu kadar sık aralıklarla temizlemek gerekiyor. O yüzden hastalarımıza önerim mümkün olduğu kadar klimalarının filtrelerini temizlemeleri ve olabildiğince evi havalandırmalarıdır.” (kadın&kadın)

19 Ağustos 2014 Salı

Arı soktu, felç kaldı


Arı soktu, kötürüm oldu!

Adana’da 11 ay önce gittiği yayla dönüşü bindiği araçta arının soktuğu 54 yaşındaki kadın önce bitkisel hayata girdi, uzun süren tedavisinin ardından tekerlekli sandalyede hayata tutunmaya çalışıyor.

Geçen yıl yaz ayında Adana’nın sıcağından kurtulmak için Niğde’nin Çamardı ilçesine yaylaya giden Fadime Uçkun, 4 Eylül 2013 tarihinde geri dönmek üzere araca bindi. Ancak yola çıktıktan bir süre sonra araca giren bir arı çenesinden soktu. Arının sokmasıyla birlikte kadın bir anda baygınlık geçirdi. Uçkun önce Kamışlı Sağlık Ocağı’na ardından ambulansla Pozantı Devlet Hastanesi’ne getirildi. Durumunun ciddiyeti üzerine kadın, aynı gün ambulansla Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi’ne getirildi. Burada acilde müdahale yapıldıktan sonra nöroloji yoğun bakım ünitesine yatırıldı. Uçkun’a yapılan tetkiklerde arı sokmasına alerjisi olduğu için vücudun tepki verdiğini ve komaya girdiği belirtildi. Uçkun, tam 30 gün Balcalı Hastanesi’nde tedavi gördükten sonra tekerlekli sandalyede konuşamaz bir halde taburcu oldu. Ancak Uçkun’un çocukları annelerinin tekrar sağlığına kavuşması için ayda bir Balcalı Hastanesi’ne kontrole getirmeye başladı. Burada yapılan tedaviler ve doktorların verdiği ilaçlar sonucunda hasta 11 ay sonra bitkisel hayattan çıkıp azda olsa güçlükle konuşmaya başladı.

Uçkun, İHA muhabirine kendisini arının soktuğunu bile güçlükle söyleyebildi. Kızı Serap Atasöz (28) ise annesinin arı sokmasına bağlı alerjik şok geçirdiğini belirterek, "Bu alerjiye bağlı annemin tansiyonu düşüyor, şekeri düşüyor aracın içerisinde bayılıyor. Akrabaları hastaneye götürülüyor. Daha sonra Balcalı Hastanesi’ne getirildi. Geldiğinde bilinci tamamen kapalıydı. Yarı bitkisel hayatta taburcu olduk bir ay sonra. Sadece ara ara gözlerini açıyordu. Sonra nöroloji doktoru bir ilaç verdi. Annem bu ilaçtan sonra tek tek kelime söylemeye başladı. Şimdi çok büyük aşama kaydetti. Yemek yiyemiyordu ama şimdi yiyebiliyor. İlk başka bizi kardeşimi tanımıyordu, şimdi tanıyor" dedi.


"ÇOK NADİR GÖRÜLEN BİR VAKA"

Alerjisi olduğu için arı sokması sonrası fenalaşan annesinin bugün geldiği durumun bile kendileri için sevindirici olduğunu anlatan kızı Atasöz şunları kaydetti:

"Arı sokmasına bağlı çok nadir görülün bir vaka olduğunu söylüyor doktorlar. Bu tür hastaların böyle taburcu olduğunu ama annemin bir istisna olduğunu söylüyorlar. Yani çok sık karşılaşılan bir durum değil diyorlar. Annemin rahatsızlığı oksijensizliğe bağlı beyin hasarı. Böyle hastaların genellikle dış dünyayla alakası olmaz dediler. Ama annem bizim dediğimizi anlıyor, yemek yiyor. En önemlisi tuvalet ihtiyacını söylüyor. (ilginçhaber)

9 Ağustos 2014 Cumartesi

Yastıklarınızı 6 ayda bir değiştirin






Kir, yağ, toz akarları ve ölü deri birikmesi nedeniyle evdeki her türlü yastığın en fazla 6 ayda bir değiştirilmesi gerektiğini söyleyen uzmanlar, aksi halde ciddi alerjilerin ve astımriskinin oluşabileceğini belirtiyor. Yaşamak için Uyumak Enstitüsü’nden Dr Robert Oexman, insanların yıllarca aynı yastıkları kullanarak sağlıklarını ciddi tehlikeye attıklarını söyledi. Oexmani, özellikle sabahları ve akşamları hapşırık tarzı reaksiyonla karşı karşıya kalanların yastıklarının miadını çoktan doldurduğu görüşünde.